EKOTURIZM:
GELISIMI
ULUSAL, BÖLGESEL VE
ULUSLARARASI ANLASMALARDAKI YERI

Dr. Nazmiye Erdogan
Baskent Üniversitesi
Baglica Kampüsü Ankara
nerdogan@baskent.edu.tr
0-312- 2466666 / 1073


GIRIS


Bu incelemede turizm sektöründe sürdürülebilirlik ve dogal alanlara dogru yayilmasiyla gelen ekoturizm olgusunun zaman içerisinde ulusal, bölgesel ve uluslararasi düzeyde ele alinis biçimleri ve gelisimi incelendi. Ayni zamanda, kitle turizminin sürdürülebilir biçimde düzenlenmesi fikri ve gerekliligi üzerinde duruldu. Turizm sektörü “neden çevre korumaya önem veriyor?” ve “neyin sürdürülebilirligini istiyor?” gibi sorulara cevaplar bulunmaya çalisildi.
1987 yilinda Birlesmis Milletler Çevre ve Kalkinma Komisyonu’nun yayinladigi Bruhtland Raporu’nda ilk kez gündeme getirilen “Sürdürülebilir Kalkinma” kavrami bir anlamda bundan sonraki anlasmalara bir temel olusturmus, ekonomik ve sosyal kalkinma ile çevre arasinda yasanan çeliski ve iliskilerin degerlendirmesinde hareket noktasi olmustur. Turizm faaliyetlerinin dogal ve kültürel kaynaklar üzerindeki olumsuz etkileri ve bu etkilerin turizmin kendi gelecegini tehlikeye attiginin anlasilmaya baslanmasi ile sürdürülebilirlik konsepti turizme de yansimis ve “sürdürülebilir turizm” konusu gündeme gelmistir. Buna bagli olarak ulusal, bölgesel ve uluslararasi düzeylerde sürdürülebilir turizm baglaminda çesitli boyutlarda anlasmalar ve toplantilar yapilmistir. Bu tür girisimlerin temel nedenlerinden biri, turizm endüstrisinde sürekliligin turizm amaçli kullanilan kaynaklarin korunmasina ve gelistirilmesine bagli oldugunun farkina varilmaya baslanmasidir. Bunun yaninda, turizm sektöründe pazari büyütmek ve yeni kar alanlari açmak geregi ortaya çikti. Bu amaçla alternatif turizm, ekoturizm, doga turizmi ve bilinç turizmi gibi turizm türleri yaratildi. Böylece turizme, en azindan söylem seviyesinde, çevrecilik boyutu yüklendi. Bu çevreci turizm söylemine göre, dogayi degistirmeden, bozmadan ve kaynaklari tüketmeden kullanan yeni turizm türleri çikti. Fakat herkesin bildigi gibi kullanmak demek, dönüstürmek, degistirmek, etkilemek demektir. Dolayisiyla bozmadan, kaynaklari tüketmeden kullanim olasiligi yoktur. Bu çevreci söylemin gerisinde, turizm sermayesi için kirsal ve dogal alanlarda yeni yatirim, mal ve hizmet satisi yapmak, pazar genislemesini saglamak, dolayisiyla yeni kar alanlarina yönelmek gerçegi yatmaktadir. Bu nedenle, turizm yatirimlari son yillarda kirsal kesimde ve yesil doku içerisinde yogunlasmaya da basladi. Bu gelismelere paralel olarak çesitli çevre ve turizm yasalari olusturuldu, uluslararasi faaliyetler yogunlasti ve ikili ve çoklu anlasmalar artti.

SÜRDÜRÜLEBILIR TURIZM


Turizm endüstrisinin potansiyel ve mevcut tehlikeleri konusunda 1970’lerden beri büyüyen tartismalar, çevresel bakimdan duyarli bir turizm yaklasiminin arastirilmasi gerekliligini de getirmistir. Ardindan turizm sürdürülebilir kalkinmanin içine konmus ve sürdürülebilir turizm kavrami ortaya çikmistir (Kath 1990; Hunter 1997, Nelson, Butler and wall 1993; aktaran Nepal 2000). Sürdürülebilir turizm düsüncesi ilk kez 1970’lerde Akdeniz kiyilarinda ve Avrupa Alplerinde benimsenmeye baslandi. Özellikle 1987’deki Çevre ve Kalkinma Dünya Komisyonuyla gelen Brundtland Raporuyla önem kazandi. Ayni zamanda sürdürülebilir turizmin tanimi, gerçeklestirilebilirligi, uygulanmasi ve sonuçlari konusunda yaygin tartismalar ortaya çikti. Bu tartismalarin çogu sürdürülebilirlilik konusu etrafinda dönmektedir (Butler 1991; Cater and Lowman 1994; Hunter and Green 1995; Wall 1997; Butler 1999; Leung ve digerleri 2001).
Ideallestirilmis sekliyle sürdürülebilir turizm, sürdürülebilir kalkinma ilkeleri temeli üzerinde, gelecek için firsatlari korurken ve gelistirirken turistlerin ve misafir kabul eden bölgelerin gereksinimlerini karsilayan turizm gelismesi olarak tanimlanir (WTTC et al. 1995 ; Leung ve digerleri 2001). Sürdürülebilir turizm destinasyon alanlarinda yerel, dogal, kültürel, yapisal kaynaklari koruyarak ve ekonomik gelismeyi tesvik ederek kalkinmayi saglar (Hunter and Green 1995; Nepal 2000). Bu ve benzeri tanimlarda sürdürülebilir turizm, dogal ve kültürel kaynaklarin, hem gelecegi düsünerek kullanilmasi, hem turizm sermayesinin, mevcut ziyaretçilerin ve yöre halkinin amaçlarinin maksimum düzeyde karsilanmasi seklinde betimlenmektedir. Gelecege yönelik olan sürdürülebilirlilik yaklasiminda, bir yandan turizm kaynaklarinin kullanimina devam edilirken, diger yandan ayni kaynaklarin gelecek nesiller tarafindan da kullanilabilmesini güvenceye alacak sekilde korunmasi gerektigi (ve korundugu) ileri sürülmektedir. Bu paraleldeki kaynaklar sürdürülebilir turizmin amaçlari olarak sunlari belirlemislerdir:
• Kaynaklarin sürdürülebilir kullanimi
• Asiri kullanim ve atiklarin azaltilmasi
• Dogal, kültürel ve sosyal çesitliligin muhafaza edilmesi
• Yerel toplumu planlamaya dahil etme ve yerel ekonominin desteklenmesi,
• Turizm endüstrisi ve kamu arasinda karsilikli isbirliginin saglanmasi,
• Personel egitimi, turistlerin bilgilendirilmesi,
• Bu konularda arastirmalarin yapilmasi ve desteklenmesi.
Yapilan bütün çevre anlasmalarinin temel dayanagi bu amaçlardan birkaçi veya tamami olmustur.

ALTERNATIF TURIZM


Alternatif turizm, arzu edilmeyen turizm olarak nitelenen kitle turizminin karsiti olarak degerlendirilir. Alternatif turizm, olumlu ekonomik etkiler saglarken çok az olumsuz etkilere neden olan ideal bir turizm formu olarak da görülür. Butler`a göre (1990) bazi alanlarda alternatif turizm, kitle turizmine alternatif bir seçenek olabilir. Turizmin bir çok çesidi alternatif olarak düsünülür: Çevresel bakimdan sorumlu yeni bir turizm anlayisinin ortaya çiktigi öne sürülür.
Alternatif turizmin baslica çikis nedenleri üzerinde çesitli görüsler vardir. Bir grup görüse göre alternatif turizm asagidaki nedenlerden dolayi çikmistir:
• Turizm sektöründe kar kaynaklarinin azalmasi
• Turisti çeken özelliklerin bozulmasi
• Sürdürülebilir turizm anlayisinin çikmasi
• Turizmi bütün yila yayarak kari artirma gereksinimi
• Tüketici faaliyetlerini örgütleyerek talebi artirma ve çesitlendirme
• Turizm pazarinin genisleme gereksinimi
• Kirsal ve korunan alanlarin turizm sektörü için kar alani olmasi

Alternatif turizmi destekleyen yaygin anlayisa göre, turizmin çesitlendirilmesi amaciyla yapilan çalismalarin, turizm endüstrilerinin kar artisi degil, öncelikle dogal yasamin sürdürülebilirliligi baglaminda yapilmasi gerekmektedir. Bu da öncelikle turizmle ugrasan yerel halk, devlet kurumlari, ulusal ve yerel toplum örgütleri içinde çevreye ve insan sagligina, uzun dönemli düsünme ve karar vermeye yönelik bir is yapma ve çalisma kültürünün gelistirilmesi; bu güçler arasinda dengelerin kurulmasi ve koordinasyonun saglanmasiyla gerçeklesme olasiligina sahiptir. Bunun anlami oldukça açiktir: Çevre koruma ile sosyal ve ekonomik gelisme adi altinda sunulan ekonomik çikar yapilarinin birbirinden ayri düsünülmesi hem sürdürülebilir yasam hem de sürdürülebilir turizm için bir engeldir.
Yaygin yaklasimlara karsit görüsler, alternatif turizm ile ilgili yapilan sunumlarin hepsini turizm endüstrisinin dogal ve kirsal alanlara yayginlasma ve dolayisiyla pazar gelistirme stratejisinin bilinç yönetimi parçasi olarak nitelerler. Bu baglamda tüketicilerin yönlendirilerek yeni pazarlar yaratilmak istenmesi alternatif turizmin ne oldugunu ve neden çikip gelistirildigini özetler.
Tüm bu gelismeler kaçinilmaz olarak Türkiye’ye de yansimistir. Bu yansima akademik çevrelerdeki tartismalardan kamu politikalarina kadar genis bir alanda çesitli ifadelerini bulmaktadir. Kamu politikalarinda yansimasi, 1980’lerin ortalarinda hizlanan küresellesme ve özellestirme firtinasi içinde devletin kalkinma umudunu turizme baglamasi ve turizmi tesvik için alinan kararlar, yapilan yasalar ve uygulamalari biçiminde oldu. Yerel yönetimlerin ve halkin turizm ile ilgili kararlara katilmasini saglayacagi iddia edilen alternatif turizm projelerine hiz verildi. Bu çalismalara dayali olarak Türkiye’nin degisik yörelerinde çesitli turizm türlerini hayata geçiren örnek faaliyetler tesvik edildi ve gerçeklestirildi.

EKOTURIZM


Ekoturizm denince akla öncelikle bir endüstriyel faaliyet gelmelidir. Ekoturizm kendine özgü belli karakterlere sahip, yogun bir sekilde pazarlanan ve promosyonu yapilan kompleks endüstriyel faaliyetler agindan olusur. Ekoturizm bazilarina göre koruma için finans saglama, bilimsel arastirma, girilmemis ve hassas ekosistemleri koruma, kirsal alanda yasayan insanlara fayda, fakir ülkelerde gelismeyi tesvik, ekolojik ve kültürel duyarliligi gelistirme, turizm endüstrisinde sosyal sorumlulugu ve çevresel bilinci isleme, turistleri egitme ve tatmin etme ve dünya barisini kurma yolu olarak nitelenir (Honey, 1999:4, aktaran Blamey, 2001).
Ekoturizm, doga temelli turizm endüstrisi içinde hizla büyüyen bir bölümdür ve sürdürülebilir turizmin bir biçimi olduguna inanilir. Ekoturizm Toplulugu (Ecotourism Society) ekoturizmi, çevreyi koruyan ve yerel halkin refahini sürdüren, dogal alanlara dogru olan sorumlu turizm olarak tanimlar (Leung ve digerleri 2001). Zaman içerisinde ekoturizm farkli sekillerde ifade edilmistir. Bunlardan bazilari sunlardir: Dogaya dayali turizm, yumusak turizm, özel Ilgi turizmi, yesil turizm, sorumlu turizm, bilinçli turizm. Günümüzde, uluslararasi anlasmalar ve toplantilar basta olmak üzere ulusal ve bölgesel boyutta en yaygin olarak kullanilan ise ekoturizm terimidir.
Ekoturizmin teriminin orijini tam olarak net olmamasina ragmen ilk kullananlardan biri olarak kabul edilen Hetzer (1965) ekoturizmin 4 temel ilkesini tanimlamistir:
• Çevresel etkileri en aza indirmek
• Ev sahibi ülkenin kültürüne saygi duymak
• Yerel topluma faydalari maksimuma çikarmak
• Turist tatminini maksimuma çikarmak
Bu ilkelerden birincisi ekoturizmin en ayirt edici özelligi olarak tutuldu. Diger ilk referanslar Miller 1978 Latin Amerika’da eko-kalkinma için milli park planlamasi üzerinde bir arastirmada bulundu. 1970’lerin ortasindan 1980’lerin baslarina dogru gelistirdikleri ekoturlarla ilgili olarak Environmental Canada tarafindan olusturulan dokümanlarda geçmektedir. Ekoturizm 1970’lerde ve 1980’lerde çevre hareketinin içinde gelisti. Kitle turizmi ile ilgili memnuniyetsizligin ortaya çikmasiyla çevresel ilginin artisi ikiye katlandi. Bu durum alternatif dogal alanlarda dogaya dayali tecrübelere olan talebi artirdi. 1980’lerin ortalarina kadar az gelismis ülkeler ekoturizmi hem koruma hem de kalkinma hedeflerini basarma araci olarak tanimladi (Blamey 2001).
Kanada Çevre Danismanligi Komisyonu “yerel toplumun bütünlügüne saygi gösterirken, ekosistemin korunmasina katkida bulunan aydinlatici doga seyahati” olarak tanimladi. Tanima doga temelli, çevreye duyarli, yasama saygili, akilci ve ölçülü gibi çesitli anlamlarda yüklendi. Ekoturizmin itimat edilen ilk tanimi Cabellos-Lascurain’e aittir: “Ekoturizm bir yerdeki geçmis ve simdi var olan kültürel ifadeler kadar, dogayi, yaban hayatini ve dogal bitkisini inceleme, doga hayranligi, görünüsünden zevk alma gibi belli amaçlarla kismen bozulmamis veya kirletilmemis dogal alanlara yapilan seyahattir.”
Dikkat edilirse, bu tanimda ekoturizm bilmek, anlamak ve tecrübelemek için yapilan bir faaliyet olarak sunulmaktadir. Özellikle 1992 Sürdürülebilir Kalkinma Zirvesinden sonra, ekoturizmin tanimina sürdürülebilir kalkinmayla ilgili ilkeler de eklendi. Bu ilkeler devletler ve ilgili endüstriler tarafindan doga temelli turizmin uzun dönemli sürdürülebilirliginin ancak ilkeli ve arza göre planlanmis yaklasim benimsenirse olabilecegini anlamasiyla anlam kazanmaya basladi. 2000’lerde de yapilan eklemelerle ekoturizmin birçok tanimi ortaya çikti. Bu tanimlardaki ortak faktörler sunlardir:
(1) Ekoturizm doga temelli (gidilen yerin doga olmasi): Koruma islevi
(2) Ekoturizmde çevresel egitim: Egitimsel islevi
(3) Sürdürülebilir bir sekilde yönetilmesi: Yerel katilimcilik islevi
Dolayisiyla, ekoturizm baslangiçtan beri çevre egitiminin vurgulandigi, bozulmamis dogal alanlarda dogaya dayali seyahat olarak sunulmaktadir. Eger ekoturizm faaliyetlerini düzenleyen, yöneten ve belirleyen güç çevre bilinciyle hareket eden turistin kendisi olsaydi, bu tanimlama yeterince geçerli olabilirdi. Bu ve farkli nedenlerden dolayi, ekoturizmin üzerinde anlasilmis tek bir tanimi yoktur. Kavramin hem anlam hem de kullaniminda karmasa ve anlasmazlik sürmektedir.
Ekoturizmin dogaya yönelik olmasi, dogal ve kültürel kaynaklari taktir etme baglaminda, ekoturizm sürdürülebilir turizm karakteri tasimaktadir (Weaver 1999). Ekoturizmin ne oldugu bu üç ögeyi içeren ve bunlara eklenen yerel ekonomiye fayda gibi diger karakterler de kullanarak açiklanir. Bu ögeler birbirini destekleyen bir sekilde kullanilarak, ekoturizme dogayi tanima ve dogayi anlama, dogadan zevk alma ve dogayi gözetme karakteri verilir; ekoturizm doga turizmi olarak nitelenir ve kitle turizmine çevreci bir alternatif olarak sunulur. Böylece, ekoturizmin tanimlarinda gidilen yerlerde doganin degismeyecegi, dogaya saygi, bozmadan kullanim, bilgili kullanim, aydinlaticili, çevreye uygun tesis kurma vurgulanir. Masberg (1999) ekoturizmi dogal ve kültürel kaynaklarin korunmasina katkida bulunmaya odaklanan yerel halka ekonomik katkiyi tesvik eden turizm biçimi olarak tanimlamistir.
Ekoturizmin eski ve yeni bütün tanimlarinda dogaya yönelik olmasinin nedeni olarak, örnegin dogaya geri dönme arzusu, dogayi deneyimleme istegi, günlük yasamin baskilarinda kaçma, dogayi yok olmadan görme istegi ve trekking, kus gözlemciligi, rafting, kanyonculuk, kayakçilik gibi çok daha özel ilgi ve faaliyetler verilir. Bu arada tanimla ilgili cevaplandirilamayan bazi sorular da ortaya çikmistir: Doga içinden arabasiyla geçen biri dogayi deneyimliyor mu yoksa durup gezmesi mi gerekir (yani deneyim tanimlanmis bir faaliyeti mi gerektirir)? Eger geziyorsa, ne kadar gezmeli ki bu geziyle o doga temelli turist olsun (yani bu tür turist olmanin faaliyet yaninda zamansal ölçüsü ne?) (Blamey, 1997). Yakinindan geçmek veya uzaktan seyretmek (yani fiziksel mesafe faktörü) bu faaliyeti doga temelli turizm yapar mi? Ayrica, neden ekoturizm denince bazilarinin aklina hemen “korunan alanlar” geliyor? Ekoturizm denildiginde korunan alanlarin akla getirilmesindeki amaç, söylenenin tam aksine, bu alanlari ekoturizme ve yaygin kullanima açmayi mesrulastirmak için mi yapiliyor? Korunan alanlar disindaki dogal alanlara gitme ekoturizm degil mi? Bu alanlarin da korunmasi gerekmez mi? Kitle turizmiyle veya herhangi bir diger endüstriyel faaliyetle tahrip edilmis bir alan neden korunma altina alinmasin ki? Tahrip edilmis koruma altinda olmayan alanlarda korunma tesvik edilmesi gerekmez mi (Bottrill and Pearce, 1995; Whelan, 1991; Hughes, 1997). Bütün bu sorular ve sorunlar doga temelli veya ekoturizmin ne oldugu, amaci, sonuçlari ve sinirlari üzerinde bir anlasma olmadigini göstermektedir. Ryel ve Grasse (1991) yerel halkin ekonomik faydalarini maksimuma çikarma ve ülke ekonomisine katki bakimindan, ekoturizmdeki “eko” önekinin “ekoloji” kadar “ekonomiye” de karsilik gelmesi gerektigini ifade etmektedir. Burada kullanim ve koruma arasindaki çeliski ve hatta bunlarin birbirini desteklemeyen dogasi göz ardi edilmektedir. Kullanim daima her hangi bir tüketmeyi veya etkiyi ortaya çikartir. Bu kaçinilmazdir. Bu kaçinilmazlik ekoturizm veya herhangi bir turizm türünde ilk gereksinimle birlikte baslar. Bu gereksinim turistin gelecegi yerde veya yakin çevresinde kalma, yeme içme ve eglenme gibi ihtiyaçlari karsilayan tesislerin kurulmasini beraberinde getirir. Bu da dogal peyzajin teknoloji kullanarak yeniden biçimlendirilmesi demektir.
Karsit görüslere göre yukarida sunulan tanim, amaç ve ilkelerde oldugu gibi yakalayici ve çekici sözler kullanilarak, ekoturizmin gerçek amaci ideallestirilmis tanimlamalar ve betimlemeler içine indirgenmistir. Ekoturizmin amaci, turistin istekleri baglaminda ele alindiginda tanimlamalarda görülen bilme, görme, yardim, dogaya saygi, doganin kiymetini taktir etme gibi amaçlar dogru görünür. Ulusal ve uluslararasi sermaye baglaminda ele alindiginda ekoturizmin amaci yeni kazanç alanlari demektir. Ekoturizm endüstrisinin varligi, kullanilacak doganin ve dogayi kullanacak insanlarin varligina baglidir. Fakat ekoturizmin egemen amaç yapisini belirleyen ne dogadir ne de turistler. Ekoturizmin ikincil amaci, dikkatleri sürdürülebilirlilik sorunlari olan kitle turizminden alip daha az zararli görünen ekoturizm gündemine kaydirma çabasi olmaktadir.
Yukaridaki tanimlar ve degerlendirmelerden hareketle arastirilmasi gereken çesitli sorular gündeme gelmektedir:
1. Kitle turizminin gittigi yerler doga degil miydi ve simdi ne tür bir doga?
2. Neden birden bire “çevreyi düsünme” ile turizm birlestiriliyor ve ekoturizm çikiyor?
3. Ekoturizm, dogayi tahrip eden kitle turizm endüstrisinden farkli bir endüstri mi?


EKOTURIZMIN ILKELERI


Ekoturizmin belirtilen amaçlarina bagli olarak ziyaretçiler, yerel halk ve yerel is yerlerinin etkinliklerini içeren ekoturizmin tanimi, genel ayirt edici dogasi ve sonuçlari hakkinda çesitli ilkeler sunulur. Ekoturizmin ilkeleri ekoturizmin yapildigi bir alanda degerlendirme ölçüsü olarak kullanilabilir. Bunun için her ilke açikça belirtilmeli; her ilkeyi olusturan faktörler saptanmali; her faktörün islevsel tanimlamasi yapilmali; böylece ölçülebilir hale getirilerek ölçmeler yapilmali ve sonuçlar degerlendirilmelidir. Buna örnek olarak, ekoturizmi alti ilkeyle inceleyen Wallace ve Pierce’nin çalismasi (1996) verilebilir.
Ilke 1: Çevre ve yerel halk üzerinde an az olumsuz etkiyi yapacak bir kullanim tarzinin belirlenmesi
Faktörler
• Grup sayisi
• Ulasim biçimi
• Kati atik metodu
• Geride hiçbir iz birakmama
• Rehberlere verilen egitim miktari ve tipi
• Ziyaretçilere gezi öncesi ve sirasinda verilen bilgilerin tipi
• Yapilan faaliyetlerin kültürel duyarlilik seviyesi
• Yerel halkin turizme karsi tutumlari
• Yapi malzemelerinin tipi, mimari stil ve kullanilan dekor
• Biyofiziksel degisimlerin derecesi
• Bitki örtüsü kompozisyonu
• Erozyon
• Su kalitesi
• Yaban hayati davranisi gibi alana özel özellikler.
Ilke 2: Alanin dogal ve kültürel sistemine karsi duyarliligi ve bilinci artirma
Faktörler:
• Topluma açik olma
• Yerel projelere ve yerel toplum kuruluslarina bagis
• Yerel halk ve ziyaretçiler arasinda iletisimi saglama ve sürdürme
• Koruma ve kalkinma projeleri için destek artisi
• Bilgilendirme faaliyetleri
• Rehber egitimi ve yeterliligi
• Katkida bulunmak için olanaklar saglanmasi
Ilke 3: Yasal olarak yönetilen korunan alanlar ve diger dogal alanlarin yönetimi ve korunmasina katkida bulunma
Faktörler:
• Özel kaynaklarin yönetimini gelistirme
• Ek bagislar ve giris ücretleri
• Özel isletmelerin yönetiminde isbirligi
• Korunan alan personeli ve onlari dahil edici yönetim
• Kurallara uyma
• Altyapi bakimi ve gelisimlerle isbirligi
• Bilim turizminden korunan alanin faydalandigi arastirma sonuçlari
• Korunan alan hakkinda bilgi
• Konaklama yerleri için yönetim planlari.
Ilke 4. Alanda yapilacak turizm miktari ve türünün belirlendigi karar verme asamasinda ve uzun dönemde yerel halkin katilimini saglamak ve artirmak
Faktörler:
• Planlamada yerel örgütlenmelerin gücü ve sürekliligi
• Alan yönetim planlarinda yerel fikirlerin uygulanmasi ve dahil etmek
• Yerel ekoturizm girisimlerinin kalkinmasi ve tur programlarinin yöresel ihtiyaç ve takvime (festivaller, senlikler vb.) uydurulmasi
• Ekoturizm isletmeleri veya hizmetlerine sahiplik
• Yerel topluma yönelik egitim programlari
• Toplumla iliskileri gelistirmek için ayrilmis bir personelin varligi
• Turizme karsi yerel halkin tutumlari.
Ilke 5: Yerel halka ekonomik ve diger faydalar saglamak
Faktörler:
• Ekonomik aktivitelerin çesitliligindeki azalislar ve artislar
• Yöresel olarak üretilen ve satin alinan ürünlerin degeri ve çesidi
• Isletmeler tarafindan yerel halka saglanan hizmetler
• Yöresel olarak sahip olunan tesebbüs gelisimi ile egitim ve yardim ettigi programlarin sayisi
• Korunan ve isletme alanindaki özel isletme gelirlerinin bir kisminin toplum kalkinma programlarina yatirilmasi veya korunan alan altyapi ve yönetiminde kullanilmasi
• Geleneksel aktivitelerin yerine getirildigi alan kaynaklarinin yerel halk tarafindan sürdürülebilir kullanimi
• Sinirli tarimsal üretim yapilan yönetim zonlari
• Turizmin neden oldugu degisikliklerin yerel halk tarafindan algilanmasi
Ilke 6:Yerel halk için özel firsatlar saglama: yerel halktan çalisanlar kullanmak
Faktörler:
• Özel günlerin ve olaylarin sayisi
• Her yil için yerel halka ulasim olanaklarinin düzenlenmesi
• Yerel okullar tarafindan çevre egitimi için alanin kullanimi
• Alan turlarinda yerel halkin istihdam olanaklarinin sayisi

Gössling (1999) ekoturizm ilkelerini ve gerekliliklerini yerine getirmenin oldukça zor oldugunu ifade etmesine ragmen, ekoturizmin gelisen ülkelerde biyolojik çesitlilik ve ekosistem fonksiyonlarini korumaya katkida bulunabilecegini belirtmektedir. Turist, gezinin planlanmasindan önce edindigi bilgiler ve alandaki kendi tecrübeleri ile çevre sorunlari hakkinda bilgi ediniyor. Ayni zamanda ekoturizmi bir ekonomik gelisme ve koruma faaliyeti olarak da görmektedir. Bütün dünyada turistler korunmus çevreleri görmek için yilda bir kaç milyar dolar harcadigi ve harcamaya hazir oldugu belirtilir.

EKOTURIZM TÜRLERI


Yukarida görüldügü gibi, ekoturizmin çoklu ve en iyi biçimiyle ideallestirilmis tanimlari bulunmamaktadir. Bu farkli tanimlamalarin yani sira, ekoturizm etkinliklerinin çevreyi koruma derecelerine göre kendi içerisinde de çesitli siniflamalar yapilmaktadir. Orams (1995) ekoturizmi, aktif ve pasif olarak iki gruba ayirmistir. Aktif ekoturizm, gidilen çevreyi gelistirmeye yönelik olarak, sürdürülebilir formda olanidir. Bu tür turizme katilanlar daha fazla çevre bilincine sahiptir. Çevreyi degistirme girisimi yoktur. Ekolojiye uygun dogal konaklama birimleri (ekolodge) kurulur. Hizmet ve donanim en az seviyede tutulur. Pasif ekoturizm ise, fiziki ve kültürel çevreye olumsuz etki yapmayan turizm faaliyetlerinin sadece gerekliligi üzerinde durur. Bu tür turizm, kaynagin mevcut durumunun muhafaza edilmesi konusunda daha toleranslidir ve buna bagli olarak daha yaygin hizmet ve donanim vardir.
The Queensland (Queesland 1995 aktaran Weaver 1999) ekoturizmi, etkinlige katilanlarin sayisina göre çevreci ekoturizm ve popüler ekoturizm olarak siniflandirmaktadir. Çevreci ekoturizm, on kisiden az gruplar olusturarak modern araçlar kullanilmaksizin uzak bölgelere seyahat edilmesidir. Galapagos adalarinda geziler 6-10 günlük bot gezisi, 6-12 ziyaretçi ile yapilmasi dikkate alinmaktadir. Ziyaretçiler alan gezilerini daha küçük gruplarla yapmayi tercih etmektedirler. Böylece tur rehberlerine daha yakin olduklardan dogayi kesfetmek için daha çok firsatlara sahip olduklarini belirtmektedirler (Wallace ve Pierce 1996). Popüler ekoturizm ise, 10 kisiden fazla gruplarla ve modern tasima araçlariyla ulasilabilen dogal alanlara gidilmesidir. Ekoturizm çesitli kistaslara göre gruplandirilir. Bu kistaslar turizmde kullanilan araçlar (bisiklet, balon, raft, at), gidilen yerin dogasi (dag, yayla, magara), yapilan etkinligin özelligi (akarsu, av, bilim, trekking) gibi çesitlilik gösterir. Rafting, kano, yamaç parasütü, bungee jumping, dagcilik, kaya tirmanisi gibi ekoturizm etkinlikleri içerdikleri risk nedeniyle, macera turizmi olarak da adlandirilmaktadir.
Ekoturizm kavrami ile beraber ekoturist ve ekolodge kavramlari da gündeme gelmistir.
Ekoturistler ile kitle turisti arasindaki en temel ayirim ekoturistlerin daha çok doga için gelmis olmasinda yatar. Teorik olarak ekoturist çevreye duyarli olan turisttir. Çevresel bakimdan hassas turistler daha az tüketici ve daha az çevre üzerinde kirletici etkilere sahip olmaktadir. Fakat ekoturizm destinasyonu olarak bilinen bir yere giden her turistin çevreye duyarli olacagi da beklenemez. Ekoturizmde teorik olarak doganin kiymetini bilme, dogayi seyretme, bozmadan kullanma, dogayla iç içe olma, dogadan bir sekilde zevk alma gibi amaçlar vardir. Fakat, ekoturizm adi altinda seyahat edenlerin hepsinin çevreye duyarli oldugu beklenemez. Reklam nedeniyle turizm endüstrisi turistlerin egitilmesi konusuna önem vermeye baslamislardir. Doga, kültür ve macera ile ilgilenen turistlerin konaklama arzulari ile ilgili arastirmalar, çok çesitli konaklama tercihleri oldugunu göstermektedir. Yapilan çalismalar çogunlukla daha samimi, rustik ve yerel konaklamayi, otel ve motellerden daha çok tercih ettiklerini göstermektedir. Ayni zamanda çevreye duyarli faaliyetler aramaktadirlar. Bununla beraber bazi yerlerde bu talepler karsilanamamaktadir. Yönelim daha genis ve uluslararasi otel türü lüks konaklama ya da vahsi dogada modern konaklama yerleri yönünde olmaktadir (Wight 1997). Örnegin Nepal hükümeti yerel halk ve ziyaretçilerin dogrudan etkilesimini kisitlamak ve sinirli yerel kaynaklar üzerindeki etkiyi önlemek için kampli trekçileri tesvik etmektedir (Wallace ve Pierce 1996).
Ekoresort adi verilen tesisler ekolojiye duyarli olduklarini iddia eden turistik yapilanmalardir. Bu isletmeler kaynak koruma, geri dönüsüm ve enerji tüketimiyle “yesil” modeli uyguladiklarini belirtmektedirler (Ayala 1996). Küresel çevre degisiminin bir etkisi de, peyzajin turizm amaçli olarak kullanildikça ekolojik bütünlügünün bozuldugudur. Insanlarin dogal alanlari kullanmalari, özellikle turizm amaçli kullanimlari arttikça ekosistemin bozulmasi ve tahribi riski de artmaktadir (Burger 2000).

TOPLANTI, SEMINER, KONFERANS VE ANTLASMALAR


Çevreyle ilgili ikili veya çoklu toplantilarin ve antlasmalarin tarihi çok eskilere gider. 1972 Stokholh Konferansi ile 1992’deki Rio konferansi arasinda çok sayida anlasmalar yapilmistir. 1987’deki Çevre ve Kalkinma ile ilgili Dünya Komisyonunun Bruthland Raporu çevre sorunlarini küresel alana tasimistir. 1990’lardan beri çevre ile ilgili ilkeler, kurallar, kullanim kilavuzlari sayisi her ülkede hizla artmaya baslamistir. Bu kodlar, kurallar vb. sirketler, tur operatorleri, ulusal ve uluslararasi ticaret örgütleri, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi, Dünya Ticaret Örgütü, ilgili devlet kuruluslarina kadar çok çesitli örgütlü yapilar tarafindan gelistirilmistir. 1992 Rio Konfransinda WTTC, WTO, Dünya Konseyi Raporlarinin temel ilkelerini de içeren Seyahat ve Turizm Endüstrisi için Agenda 21 ile gelen kodlar benimsendi. Bu kodlar BM’de Çevre ve Kalkinma Amaçli Eylem Programiyla ele alindi. Agenda 21 Seyahat ve Turizm Endüstrisine göre sürdürülebilir turizmi basarabilmek için baslica ilkeler sunlardir (Middleton and Hawkins,1998).
• Atik azaltma, yeniden kullanim ve geri dönüsüm
• Enerji tasarrufu, koruma ve yönetim
• Tatli su kaynaklarinin yönetimi
• Atik su yönetimi
• Tehlikeli maddelerin yönetimi
• Daha çok çevresel bakimdan dost ulasimin kullanilmasi
• Alan kullanim planlamasi ve yönetimi
• Personeli, müsterileri ve toplumu çevresel konulara dahil etme
• Sürdürülebilir kalkinma için ortaklik gelistirme
• Sürdürülebilir planlama
Tur operatörlerinin sürdürülebilir faaliyetlerde bulunmaya yönlendirmek amaciyla “Sürdürülebilir Turizm Kalkinmasi için Tur Operatörleri Girisimi” olusturulmustur. Bu girisim turizm sektöründe sürdürülebilirligin saglanmasini amaçlayan bir kurulustur. Çok farkli ölçeklerden tur operatörlerini bir araya getiren üyelerinin gerçeklestirmis oldugu çevre politikalari tecrübelerin paylasimini saglayan bir ag olusturmayi hedeflemektedir. Girisim UNEP, UNESCO ve WTO isbirligi ile kurulmus olup bütün faaliyetleri UNEP’in Teknoloji, Endüstri ve Ekonomik Bölümü tarafindan desteklenmektedir. Girisimin üyeleri turizm endüstrisi, ulusal ve yerel tüm kurumlarin yetkilileri ve yerel topluluklar ile isbirligi içinde sürdürülebilirlik hedeflerini gelistirebilmektedirler. Dünyanin her yerinden büyük ya da küçük ölçekli bütün tur operatörleri girisime üye olabilmektedir. Üyelik için ana kosul ortak bir sürdürülebilir turizm politikasi olusturmak, uygulamalari gerçeklestirmek ve sonuçlari izleyerek gelismeleri rapor etmektir. Girisimin TUI ve British Airways Holiday gibi en büyük Avrupa sirketlerinin içinde bulundugu, 25 üyesi bulunmaktadir.
Bu tür etkinlikler yaninda ekoturizm ve sürdürülebilir turizm egitimi ve sertifika programlari için genel prensipler ve ögeler belirlenmistir. Örnegin Politika Arastirmalari Estitüsü 17-19 Kasim, 2001`de New Paltz, New York’da Uluslararasi workshop düzenledi. Workshopta sürdürülebilir turizm sertifikasyon programi ve saglikli bir ekoturizm planlamasinin sahip olmasi gereken genel ilkeler belirlendi. 20 ülkeden gelen katilimcilar global, bölgesel, ulusal ve yerel sürdürülebilir turizm ve ekoturizm sertifikasyon programlarini sundular.
1998`de BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) UN Genel Assemlye 2002 yilini Uluslararasi Ekoturizm yili olarak belirlemeyi önerdi ve ekoturizmin öneminin artmasini dikkate alarak 2002 yilini “Uluslararasi Ekoturizm Yili” olarak ilan edildi. BM sistemi içinde WTO ve UNEP destekleyici faaliyetleri hazirlamak ve koordine etmek için görevlendirildi. Bununla ilgili olarak çesitli yerlerde toplantilar, sempozyumlar ve seminerler yapildi. Bunlardan bazilari sunlardir:
• Afrika`da Ekoturizmin Planlamasi, Gelisimi ve Yönetimi Üzerine Seminer
5-6 Mart, 2001 Maputo, Mozambik.
• Güney ve Kuzey Amerika’da Sürdürülebilir Kalkinma ve Ekoturizm Yönetimi Konferansi
22-24 Agustos, 2001 Cuiaba, Brezilya
• Daglik Alanlarda Ekoturizm Konferansi
12-15 Eylül, 2001 St. Johann/Pongau and Werfenweng, Salzburg, Avusturya
• Orta Amerika`da Uluslararasi Ekoturizm Yili Bölgesel Toplantisi
Belize, Kasim 2002
• Gelismekte olan Eyaletlerdeki Küçük Adalar ve Diger Adalarda Ekoturizm Yönetimi ve Sürdürülebilir Turizm Konferansi
Mahe, Seychelles, 8-10 Aralik, 2001
• Çöl Alanlarinda Ekoturizmin Sürdürülebilir Kalkinmasi
Algiers, Cezayir, 21-23 Ocak, 2002
• Ulusal Ekoturizm Kongresi Guayaquil, Ekvator, 14-16 Subat 2002
• Asya Pasifik Bölgesi için Ekoturizm Konferansi Male, Maldives, 3-5 Mart 2002
• Ekoturizm Sürdürülebilir Kalkinma Web Konferansi 1-26 Nisan, 2002
• Güney Pasifik Adalari Ekoturizm Konferansi Fiji, 14-15 Nisan, 2002
• Arktik Bölgesel Konferansi Hemavan, Isveç, 25-28 Nisan 2002
• Dünya Ekoturizm Zirvesi Quebec, Kanada, 19-22 Mayis, 2002
• Afrika`da Milli Park ve Korunan Alanlarda Ekoturizm Semineri
Kigali, Rwanda, 4-7 Agustos 2003
• "2000 Yillarinin Kalkinma Amaçlari için WTO Stratejisi ne olmali?" konulu Afrika için WTO Komisyonu, Kirk birinci Toplanti ve Seminer
Mahé, Seycelles, 10-13 Mayis 2004
5-6 Mart 2001 tarihinde Mozambik Maputo`da WTO tarafindan 2002 Uluslararasi Ekoturizm Yili kapsaminda Bölgesel Hazirlik Toplantisi olarak “Afrika`da Ekoturizmin Yönetimi, Gelisimi ve Planlanmasi Semineri” düzenlendi. Seminerin temel amaci ekoturizmin ekonomik, çevresel ve sosyal faydalarini maksimuma çikarirken, ekoturizmin olumsuz etkilerini en aza indirmek için tecrübelerin yeniden degerlendirilmesini yapmakti.
Seminer bölgesel anlamda asagidaki konular üzerinde durdu.
• Ekoturizmi milli parklarda ve diger korunan alanlarda gelistirmek
• Yerel halkin katilimini saglamak
• Ekoturizmle ilgili ziyaretçiler ve isletmelerin katilimini saglamak
• Ekoturizmle ilgili ziyaretçiler ve isletmelerin yönetimi
Dünya Ekoturizm Zirvesi`nde (Quebec) üzerinde durulacak konular Maputo Semineri süresince tartisilmis ve sonuç raporunda dört ana tema belirlenmistir:
1. Ekoturizm planlama ve ürün gelistirme
2. Ekoturizmin izlenmesi ve yasal boyutu
3. Ekoturizmin pazarlamasi ve reklami
4. Ekoturizmin fayda ve maliyeti
BM ”2002 Uluslararasi Ekoturizm Yili” etkinlikleri kapsaminda 19-22 Mayis 2002’de UNEP Birlesmis Milletler Çevre Programi önderliginde Dünya Ekoturizm Zirvesi Quebec`te toplandi. Ekoturizmde ilk dünya zirvesidir. Zirveye WTO ve UNEP`in önderliginde Quebec Turizm ve Kanada Turizm Komisyonunun ev sahipliginde 132 ülkeden yaklasik 1000 kisi katildi. Zirvede ekoturizm etkinliklerinin sürdürülebilir turizm kapsaminda gelismesine yönelik bir hazirlik ortaminin olusturulmasi amaçlanmistir. Ekoturizm sürdürülebilir kalkinmanin bir parçasi olarak ele alinmis ve az gelismis bölgelerdeki yoksullukla mücadelede bir çözüm olarak öne sürülmüstür. Dünya Ekoturizm Zirvesinin katilimcilari hükümetlere, özel sektöre, sivil toplum kuruluslarina, akademik kuruluslar ve arastirma enstitülerine, hükümetler arasi örgütlere, uluslararasi finans kuruluslarina, yerel topluluklara bir dizi önerilerde bulunmustur. Daha önce belirtilen ekoturizm ilkeleri ve faydalari vurgulanmistir.
26 Agustos–4 Eylül 2002 tarihleri arasinda Johannesburg`ta Birlesmis Milletler Sürdürülebilir Kalkinma Zirvesi düzenlenmistir. WTO 21-23 Agustos 2002 Güney Afrika`da Cape Town`da Destinasyonlarda Sorumlu Turizm Konferansini destekledi. WTO mevcut ve gelecekteki çalismalarinda Jonannesburg Zirve Bildirgesinin özellikle Sürdürülebilir Turizm ve Afrika`da Turizm Gelisimiyle ilgili uygulama üzerinde durdu.
21-23 Ocak 2002 Cezayir`de Dünya Turizm Örgütü Çöl Alanlarinda Sürdürülebilir Ekoturizm Kalkinmasi Konferansi düzenlendi. Sonuç raporunda:
• Tüm destinasyonlar için ekoturizmin bir kurtarici çözüm olarak görülmemesi
• Ancak yerel kosullara uygun olarak siki bir sekilde uygulandiginda ekoturizm kalkinmasinin sürdürülebilir olacagi vurgulandi
Subat 2003’de Virginya Ekoturizm Sempozyumunda da oldugu gibi hemen her toplantida ekoturizm ile ilgili durum, potansiyeller ve firsatlar degerlendirilmekte, sorunlar üzerinde durulmakta ve öneriler, ilkeler, kurallar belirlenmektedir.
Fakat bütün bu kurallar, ilkeler, kodlar en az iki uygulama sorunuyla karsi karsiya kalmistir: (1) Bunlarin ne ölçüde uygulandigi bilinmemektedir. Bunlari ölçme büyük ölçüde yapilmamaktadir; ilkeler, yasalar, kurallar seviyesinde kaldiklari iddia edilirken, bazilari da aksini ileri sürmektedir. (2) Çevre korumayla ilgili yasalarin, anlasmalarin getirdigi koruma tedbirlerinin uygulanmasi, gerçeklestirilebilmesi için finans gereklidir. Bu baglamda ciddi finans sorunu vardir.
4-7 Agustos 2003 Rwanda’da WTO tarafindan Afrika`da Milli Park ve Korunan Alanlarda Ekoturizm Semineri düzenlendi. Korunan alanlarla ilgili yapilan ilk seminerdir. Kamu kurumlarindan, park yöneticileri, konaklama isletme sahipleri, seyahat acentalari, rehberler, egitim kuruluslari, ulusal ve uluslararasi programlar, koruma kuruluslari ve STK’lar olmak üzere yaklasik 70 delege katilmistir. Ancak yerel halkin temsili yetersiz kalmistir. Seminerde ekoturizm ölçütlerinin uygulanmasi ve planlamasinda gerekli bütüncül yaklasimlar üzerinde duruldu. Seminer süresince alinan derslerin uygulamaya geçirilmesi gereginden hareketle belirli önerilerde bulunulmustur:
Öneri 1: Seminerde kazanilan bilgilerin uygulamada bir araç olarak kullanilmasi.
Öneri 2: Planlamada, gelecege dönük olarak anlamli ortakliklar kurmak, araçlar kesfetmek ve görüsmeler yapmaya baslamak.
Öneri 3: Koordinatör belirlenmesiyle ortaklik ve aglarin gelismesini kolaylastirmak.
Öneri 4: Sürdürülebilir turizm kalkinmasinin merkezinde olan yerel toplum ve yerli insanlarin yasadigi yerler için asagidan yukari dogru (bottom up) katilimci yaklasimi saglamak. Madagaskar örneginde milli parka giris ücretinin % 50`si yerel halka verilmesi yerel halkin ekoturizmi benimsemesine neden olmus ve tutumlarini da dikkate deger bir sekilde etkilemistir. Korunan alanlar onlar için bir kaynaktir, bu nedenle kaynaga deger verilmeli ve korunmalidir.
Öneri 5: Yerel topluluklarin sahiplenme kavramini benimsemesi için, gerçek ve görülebilen ekonomik ve sosyal faydalari onlara ulastirmak ve korunan alanlarda ekoturizmi gelistirmek.
En son 10-14 Eylül 2003’de Cancun’da (Meksika) Dünya Ticaret Örgütü V. Bakanlar Konferansinda benzer öneriler ve kurallar getirdi.
Uluslararasi boyutta Uluslararasi Ekoturizm Toplulugu, Uluslararasi Ekoturizm Arastirma Merkezi, Uluslararasi Finans Kurulusu, Uluslararasi Koruma Topluluk ve arastirma merkezleri kurulmustur. Bölgesel boyutta da Virginia Ekoturizm Toplulugu, Inter-American Kalkinma Bankasi ve Avrupa’da Ekolojik Turizm (ETE) kurulmustur. Bu sirada çesitli ülkelerde Avustralya, Kenya, Pakistan, Honduras, Isveç, Japonya ulusal düzeyde ekoturizm komitelerini kurmuslardir.
Bölgesel düzeyde yapilan çalismalara Avrupa Birligi`nin eylem programlari önemli örneklerdir. Besinci Eylem Programi 1992 Rio Zirvesinde alinan kararlara uygun olarak, temel toplumsal aktörler olarak belirlenen hükümet, girisimci ve kamuoyu ile temel ekonomik sektörler olarak saptanan sanayi, enerji, tarim ve turizm sektörleri arasinda çesitli araçlarin kullanimini yaginlastirarak yeni bir karsilikli etklesim yaratmayi amaçlamaktadir. Avrupa Birligi’nin turizmde gerçeklestirmeyi öngördügü çevresel uyum politikalari asagidaki gibidir ( Mengi ve Algan 2003).
• Sürdürülebilir turizm, arazi kullanimi ve altyapi: Içme suyu, plaj sulari, atik yönetimi ve sürdürülebilirlik.
• Kiyi Alanlari ile dogal ve yapay degerlerin korunmasi: Çöllesme, kültürel miras, orman yanginlari, dogal yollar, izler.
• Tüketicilerin tercihlerini genisletme: Seçeneklerin artirilmasi, daha iyii bilgilendirme, turizmin mevsimler arasinda daha iyi dagilmasi.
Bu çevresel uyum politikalarinda ekoturizm kavrami direk olarak kullanilmamis olmasina ragmen politikalar hem alternatif turizm hem de ekoturizm amaç ve ilkeleri ile örtüsmektedir.
Türkiye`ye gelindiginde ekoturizm kavrami resmi olarak sadece Sekizinci Bes Yillik Kalkinma Plani`nda (2001-2005) geçmektedir. Planda: biyolojik çesitliligi, su ve yaban hayatini, kültürel ve estetik degerleri korumak, onlarin henüz bilinmeyen yararlarinin arastirilmasina imkan vermek, toprak erozyonu ile heyelan ve çig olgularini önlemek, ekoturizmi gelistirmek amaciyla Tabiati Koruma Alanlari, Milli Park ve benzeri korunan alanlar gelistirilecek ve yayginlastirilacaktir seklinde ifade edilmektedir. Tabiati Koruma Alanlarinin kurulus amaçlari dikkate alindiginda buradaki düsünce Milli Parklar Kanunu ile tamamen ters düsmektedir. Ayrica burada ekoturizmi gelistirme amaciyla korunan alanlarin gelistirilmesi arasinda birebir baglanti kurulmustur. Bir yerde ekoturizmin gelistirilmesi için mutlaka o alanin korunan alan olmasi sart degildir. Ayrica alternatif turizm kapsaminda ekoturizm ilkeleri ile ilgili olabilecek diger maddeler de sunlardir:
1572. Degisen tüketici tercihlerini dikkate alarak gelistirilecek yeni alanlarla turizm mevsiminin yilin tamamina ve turizmin, potansiyeli olan ancak bugüne kadar yeterince ele alinmamis bölgelere yayilmasina yönelik tedbirler alinacaktir.
1573. Sektörle ilgili tüm yatirimlarin dogal, tarihsel ve sosyal çevreyi kollayici, koruyucu ve gelistirici bir yaklasim içinde olmasina azami özen gösterilecektir.
1578. Turizm hareketlerinin yogunlastigi bölgelerde yerel yönetimlerin ve halkin turizm ile ilgili kararlara katilmasi saglanacaktir.
1586. Turizmin mevsimlik ve cografi dagilimini iyilestirmek ve dis pazarlarda degisen tüketici tercihleri de dikkate alinarak yeni potansiyel alanlar yaratmak amaciyla golf, kis, dag, termal, saglik, yat, kongre turizmi ve ekoturizm ile ilgili yönlendirme faaliyetleri sürdürülecektir.
1587. Ekolojik yönden asiri duyarli milli park alanlarinda sürdürülebilir turizm gelisimi için gerekli düzenlemeler yapilacaktir.
12-14 Nisan 2002 Turizm Surasi Çevre Planlama ve Altyapi Komisyonunda da ekoturizm kavrami gündeme gelmis ve ekoturizm gelisimine yönelik çesitli kararlar alinmistir. Bunlardan bazilari: Ülkemizde ekoturizmin yasal çerçevesini belirleyen ve bu çerçevede ekoturlarin denetimini öngören düzenlemeler yapilmalidir. Ekoturizm alaninda gerek kamuda gerekse özel sektörde uzman personel çalistirilmali, özellikle sektörde çalisan personelin bu alanda egitimi için doga turizmi seminerleri verilmeli ve alternatif turizm alanlarinda profesyonel turist rehberleri yetistirilmelidir. Ülkemiz genelinde ekoturizm alaninda politika tespiti yapacak bir “Ekoturizm Komisyonu” kurulmali ve bu komisyona toplumun tüm kesimlerinin aktif katilimi saglanmalidir. Millli park ve benzeri korunan alanlarin ayrilmasindaki amaç, alanda bulunan biyolojik çesitliligi ve kaynak degerlerini etkin korumak ve gelecek nesillere aktarmaktir. Ancak, potansiyel kaynak degerlerinden dolayi tercih edilen korunan alanlarda yapilacak ekoturizm faaliyetlerinin, bu alanlara zarar vermemesi, olumsuz etkilememesi için planli ve rehber gözetiminde yapilmasi tercih edilmelidir.
Orman Bakanligi Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügünce yürütülmekte olan Dünya Bankasi destekli “Biyolojik Çesitlilik ve Dogal kaynak Yönetimi -GEF-II” projesi kapsaminda ülkemizin önemli biocografik bölgelerini temsil eden (step, sulak alan, alpin ve orman ekosistemleri) ve biyolojik çesitlilik bakimindan zengin 4 önemli pilot alanda katilimci yaklasimla etkili ve sürdürülebilir bir koruma alani ve yönetimi tesis etmek, biyolojik çesitliligi korumak ve bu alanlardan elde edilen basarili uygulamalari ülke düzeyine yayacak mekanizmayi kurmak amaçlanmaktadir. Bu amaç dogrultusunda proje alanlarinda yasayan yöre insaninin korunan alanlarda koruma yönetim amaçlariyla baglantili olarak çevreye karsi sorumlu turizm faaliyetlerine katilimi ve konu ile ilgili bilinçlendirilmeleri saglanacaktir. Ekoturizm gibi gelir getirici diger faaliyetler alanlarda yasayanlarin kaynaklari dogru kullanmasi alternatif faaliyetlere yönlendirmeyi hedeflemektedir (Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü).
Bu sirada Sivil Toplum Kuruluslari tarafindan yürütülen çesitli ekoturizm projeleri de bulunmaktadir. Bu projelerden birisi Dogal Hayati Koruma Dernegi tarafindan yürütülmüs olan WWF Türkiye, WWF Isviçre Ulusal Örgütü ve Hollanda Tarim Ataseligi tarafindan desteklenen Pinarbasi Ekoturizm Merkezi – Pasakonagi Projesidir. Küre Daglari Milli Parki’nin tampon bölgesindeki Pinarbasi ilçesinde yapilan Ekoturizm Merkezi yöre halki için alternatif geçim kaynagi yaratmak amaciyla 31 Mayis 2002 tarihinde kurulmustur. Ekoturizm Merkezinin yapiminda yöre halki emegi ile katkida bulunmus ve isletme personeli de yöre halkindan seçilmistir.
En son olarak 11-12 Mart 2004 tarihinde Çevre ve Orman Bakanligi Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü tarafindan “Korunan Alanlarda Ekoturizm” konulu çalistay düzenlenmistir. Çalistayin amaci, ekoturizm ile ilgili tüm taraflari bir araya getirerek, korunan alanlardaki ekoturizm uygulamalarinin kapsamli olarak tartismak, korunan alanlardaki ekoturizm uygulamalarinin nasil bir yaklasim ve program çerçevesinde gerçeklestirilmesi gerektigini ve bu alanlarda ekoturizm uygulamalari için planlama yaklasimlarini tartismaktir. Uygulanacak planlama yaklasimlari ile korunan alanlarin sahip oldugu kaynak degerlerini bozucu olumsuz etkilerden korunmasi amaçlanmaktadir. Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü ekoturizm ile ilgili böyle çalistayi düzenleyerek, ülkemiz için henüz çok yeni olan bu kavramin daha detayli olarak anlasilmasi ve daha bilinçli ve planli bir gelismenin saglanmasi için neler yapilmasi gerektigi konusunda bilgilendirilmeyi saglayarak üzerine düsen sorumlulugu bir anlamda yerine getirmistir.


SONUÇ ve DEGERLENDIRME


Dünya Turizm Örgütü (WTO) ve Birlesmis Milletler Çevre Programi (UNEP) gibi uluslararasi büyük kuruluslar, yabanci yatirimlar, tur operatörleri girisimleri, Dünya Bankasi, Avrupa Toplulugu ekoturizm hareketini özellikle gelismekte olan ülkelerde tesvik etmekte ve katkida bulunmaktadirlar. Bu hareketle gelismekte olan ülkeler, öncelikli olarak ekoturizmi bir kalkinma araci olarak görmekte ve ekonomilerine katki saglamak için benimsemektedirler. Dogal kaynaklari kendi çikarlari dogrultusunda satin almak isteyen yabanci yatirimlar, yerel toplumun kalkinmasi için ekoturizmin zorunlu oldugu konusunda birlesmektedir. Böylesine gelismenin sadece tüm yerel toplum boyunca yayilmasi degil ayni zamanda çevresel konularin en yüksek öncelikte olmasi gerekmektedir. Böylece çevre egitimi yoluyla yerel halk ve hükümetin tutumlarini degistirerek, toplumun gelisimi ve politik öncelikleri degistirme yoluyla doga korumayi gelistirmek ve doga korumaya neden olmak için ekoturizm kullanilir. Eger, ulusal ve yerel stratejinin bir parçasi olarak ekoturizm planlanacaksa, ekoturizm endüstrisinin yönlendirdigi etkinlikler ve bu etkinliklere katilan turistlerin etkilerini izleyecek ve kontrol edecek yasalarin olusturulmasi gerekmektedir. Bir isletmenin tesislerinin kurulmasi ve gelistirmesi asamalarinda çevre kaynaklari üzerindeki etkilerinin rutin olarak izlenmesi ve degerlendirilmesi gerekmektedir (Erdogan 2003).
Milli park, tabiat parki ve benzeri korunan alanlarin olusturulmasindaki temel amaç, bu alanlarda bulunan tür ve genetik çesitliligi, dogal ve kültürel degerleri korumaktir. Bu öncelik göz önünde bulundurularak, bu alanlarda yapilacak düzenlemelerle, uygun yerler turizm ve rekreasyon amaçli olarak halkin dinlenme ve eglenmesine açilmaktadir. Özellikle milli parklar belirli bir koruma ve kullanma statüsüne ve yasal bir yapiya sahip oldugu için ekoturizm amaçli kullanim için birincil alanlar olarak görülmektedir. Örnegin, Ekvador, Costa Rica ve Rwanda gibi çogu ülkelerde ekoturizm destinasyonlari planli ve yasal olarak bir yönetim statüsüne sahip parklar ve korunan alanlardir (Wallace and Pierce 1996). Nepal (2000) gelismekte olan ülkelerde turizmin özellikle dogaya dayali turizm etkinliklerinin önemli bir parçasini parklar ve korunan alanlarin olusturdugunu ve bu alanlarda turizm potansiyeli patladigini belirtmektedir. Bal (2002) Dünyada oldugu gibi ülkemizde de ekoturizm faaliyetlerinin genelde korunan alanlarda gelisme gösterdigini ifade etmektedir. Her ne kadar ekoturizm çevreye saygili ve duyarli bir turizm anlayisi olarak görülse de ekoturizmin uygulama alanlari olarak görülen korunan alanlar üzerinde kullanimdan ve içeri sokulan maddelerden dolayi çevresel bozulmalar olmaktadir. Koruma ile bagintili olarak en yogun tartismalar ekoturizm ilkeleri olarak öne sürülenler ile ekoturizm adi altinda yapilanlar arasindaki uyusmazlik etrafinda dönmektedir. "Kime karsi ve ne tür bir kullanim için korunuyor" sorusu soruldugunda, milli parklari ve ormanlari korumanin aslinda sistemli tahribin bir parçasi oldugu görüsü de önem kazanmaktadir. Fakat kaçinilmaz olarak da korunan alanlara dogru bir yönelim ve yönlendirme olmaktadir.
Kuruluslarin kendi baslarina tek bir amaç dogrultusunda, promosyonunu yaptigi ekoturizm, dogru islemeyen stratejilere ve sonuçlara neden olmaktadir. Ekoturizmin gelismesinde hükümetin rolü, gelismenin planli bir sekilde yürümesine izin veren, yasal bir ortam saglamaktir. Ekoturizm planlari ile ilgili her sektörü, grubu, yerel kurulus üyelerini, yerel yönetimleri, devlet kurumlarini, yerel halki, ziyaretçileri, sivil toplum kuruluslarini, egitim kuruluslarini, seyahat acentalarini vb. içine katan bir planlama yaklasimi ile gerçeklestirilecek projeler daha basarili olacaktir. Özellikle de korunan alanlarda yapilan ekoturizm etkinliklerinde alanlarin tasima kapasiteleri de dikkate alinarak, ekonomik, çevresel ve sosyal faydalari maksimuma çikaran, olumsuz etkileri en aza indiren bir planlama yaklasiminin benimsenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde sahip oldugu kaynak degerleri nedeni ile koruma altina alinmis olan alanlar ekonomik katki saglanmasi ugruna büyük zararlara ugrayacaktir ki çogu ülkede özellikle gelismekte olan ülkelerde bunun örnekleri görülmektedir.

KAYNAKLAR
Ayala, H. (1996) Resort Ecotourism: A Master Plan For Experience Management. The Cornel Hotel And Restaurant Administration Quarterly, 37(5): 46-53.
Bal, C. (2002) Ekoturizm. Antalya: First Tourism Congress of Mediterranean Countries, Akdeniz University.
Blamey, R. K. (1997) Ecotourism: The Search for an Operational Definition. Journal of Sustainable Tourism 5(2):109-130.
Blamey, R. K. (2001) Principle of Ecotourism, CAB International 2001 The Encyclopedia of Ecotourism (ed. D. B. Weaver).
Burger, j. (2000) Landscape, Tourism, and Conservation. The Science Of The Total Environment, 249(1-3): 39-49, USA.
Butler, R. (1991). Tourism, Environment and Sustainable Development, Environmental Conservation, 18(3): 201-209.
Butler, R.W. (1990) Alternative Tourism, Pious Hope or Trojan Horse? Journal Of Travel Research, 28 (3): 40-45.
Dogal Hayati Koruma Dernegi Pinarbasi Ekoturizm Merkezi – Pasakonagi Projesi
Erdogan N. (2003). Çevre ve (Eko)turizm, Erk Yayincilik, Ankara.
Gösssling, S. (1999) Ecotourism: A Means To Safeguard Biodiversity and Ecosystem Functions?, Ecological Economics, 29:303-320. Sweden.
htpp://www.dwlc.lk/cgi-bin/template.pl?ecotourism2003 Department of Wildlife Conservation
http://www.ecotour.org
http://www.iucn.org
http://www.planeta.com/ecotravel/tour/year.html
http://www.planeta.com/ecotravel/tour/year2002.html
http://www.planeta.com/worldtravel.html
http://www.toinitiative.org
http://www.world.tourism.org/regional/africa/ewents/Rwanda
http://www.worldtourism.org/sustainable/IYE/Regional_Activites/Mozambique/Mozambique-table-intro-sum.htm
http:/www.uneptie.org/pe/tourism/documents/ecotourism/WESoutcomes/Quebec-Declar.eng.pdf
Leung, Y. ve Digerleri (2001) The Role of Recreation Ecology in Sustainable Tourism and Ecotourism, içinde McCool, S. ve R. N. Moisey (eds) (2001). Tourism, Recreation, and Sustainability: Linking Culture and the Environment. NY: CAB International
Mengi A. ve Algan N. (2003). Küresellesme ve Yerellesme Çaginda Bölgesel Sürdürülebilir Gelisme AB ve Türkiye Örnegi, Siyasal Kitabevi, Çevre Dizisi, Ankara.
Middleton, V. T. Hawkins C. (1998) Sustainable Touirsm: A Marketing Perspective. Boston: Butterworth-Heinemann
Nepal, K. S. (2000) Tourism in Protected Areas The Nepalese Himalaya, Annals of Tourism Research, 27(3): 661-681.
Orams, M. B. (1995) Towards a More Desirable Form of Ecotourism. Tourism Management, 16:3-8. Sustainability, page:142, Oxford.
Ryel R. and Grasse T. (1991). Marketing Ecotourism: Ettracting the Elusive Ecotourist: Nature Tourism Managing for the Environment (Ed. Whelan T.), Washington, D. C.
SDEC, (2002) Sustainable Development of Ecotourism Conference: Final Report April 2002. http://www.planeta.com/ecotravel/tour/2002ecotourismreport.html.
T.C. Çevre ve Orman Bakanligi Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü
T.C. Devlet Planlama Teskilati, (2001) Sekizinci Bes Yillik Kalkinma Plani (2001-2005). Ankara: Yayin ve Temsil Dairesi Baskanligi Yayin ve Basim Sube Müdürlügü.
T.C. Turizm Bakanligi 12-14 Nisan 2002 II. Turizm Surasi Turizm Surasi Çevre Planlama ve Altyapi Komisyonu Kararlari.
Wallace, G. N. and Pierce M. S. (1996) An Evaluation of Ecotourism In Amazonas, Brazil, Annals of Tourism Research, 23 (4): 843-873.
Weaver, D. B. (1999) Magnitude of Ecotourism in Costa Rica and Kenya, Annals of Tourism Research. 26(4): 792-816. Griffith University, Australia.